Ne ara bu hale geldik biz ? Ne zaman tüm haklarımızı ve özgürlüklerimizi kullanmamızı borçlu olduğumuz liderimiz Atatürk'ü dinsiz ilan ettik ? 60'lı yıllarda ve 80'li yıllarda sağcılar ve solcular vardı. Belki o zamanlar çok kötü bir ayrım gibi görünüyordu ama şimdiki durumdan çok daha iyi olduğu kesin. Şu an ayrım Kemalistlik ve islamcılık ayrımı. Kelimeleri incelersek gerçekten şaşkınlık verici bir durumla karşılaşıyoruz. İslamcılık nedir ? İslam bir dindir evet, heralde İslamcılar da o dinin mensupları olsa gerek. Ben de müslümanım ama hiç kendimi o gruba ait hissetmiyorum. Çünkü ben hiçbir zaman onlar kadar muhafazakar olamam. Bence din Allah ile kul arasında kalması gereken bir kavram. Asla İslamcılar tarafında olmayacak olmamın bir sebebi de karşılarına Kemalistleri almış olmaları. Kemalistleri nasıl tanımlarız peki ? Mustafa Kemal Atatürk'ün izinden gidenler uygun mu bilmiyorum. Öyleyse benim de Kemalist olmam gerekir. Ama sonra bakıyorum o gruba da dahil olamam ben. Çünkü o grup da gerçekten inançlı insanlara inanılmaz derecede cephe almış durumdalar. İyi ama neden kendilerine Kemalist diyorlar ? Ben Atatürk'ün izinden gidiyorum ama Atatürk de ben de dine karşı değiliz ki. Kemalistlere de dahil olamam çünkü onlar da Atatürk'ün adını böyle bir ayrımda kullandıkları için Atatürk'ü dinsiz olarak gösteriyorlar.
Okullarda kıyafet serbestisi geliyor biliyorsunuz. Bazı okullarda uygulanmaya başlandı bile. İşte bu uygulanmaya başlayan sistem bir ilkokulda çok ilginç bir durum ortaya çıkardı. Bir kez daha ülkemden ve insanımdan utandım. Kendi liderlerinden de İslamdan da soğuyan zavallı ülkem. Kıyafet serbestisinin uygulanmaya başladığı ilkokulda küçücük çocuklar okula türbanla gelmeye başlamışlar. Sizce o yaşta buna kendileri mi karar veriyorlar ? Bu sistemin birinci kötü sonucu burada ortaya çıkıyor. Ailelerin küçük yaştaki kızlara istemeseler de türban takmalarının önü açılıyor. Bu türbanlı kızlara karşılık olarak bazı küçük çocuklarda okula gelirken Atatürk rozeti takmaya başlıyorlar. Garipliğe bakar mısınız ? Daha o yaştan böyle bir ayrımın içine giriyorlar ve kafalarına Atatürk ve dinin tamamen zıt olduğu işleniyor. Bu durumun daha ilginç yönü de sonradan ortaya çıkıyor ve türbana izin verilen bu okulda rozet takan öğrenciler uyarılıyor ve velileri okula çağırılıyor. Sonra veliler ve öğretmenler arasında, sonra da veliler ve diğer veliler arasında anlaşmazlıklar çıkıyor. Bu arada öğrenci için kıyafet serbestisini fırsat bilen öğretmenler de okulun içinde türban takmaya başlıyorlar. Sözde Kemalist veliler buna tepki gösteriyor, ve diğer öğretmenler de daha rahat giyinmeye başlıyor. Sonra da diz üstü etek giyen öğretmenlere uyarı geliyor. Daha ne kadar saçma bir durum olabilir ? Bir ülkede daha ne kadar saçmalık yaşanabilir, bir millet daha ne kadar gerizekalı olabilir ?
Ben kendi ismimle sahip olduğum twitter hesabında bu durumla ilgili birkaç tweet atmıştım. İlkokul çağındaki çocuklara türban takmanın önünün açılmasının tehlikeli bir durum oluşturduğunu savunmuştum. Peki benim tweetlerimden sonra takibi bırakan arkadaşıma ne demeli ? Kendisi neyi savunuyor anlamadım ki ! Bir ülkede din iktidar tarafından bu kadar kullanılırsa, insanlar bu kadar yanıltılırsa işte böyle olur. Kendi içimizdeki ayrılmalar bile bu ülkeyi çatırdatmaya yeter. Dış güçlere ya da sıcak savaşa ne gerek var ? Bizim kendi içimizdeki savaş devam ettikten sonra hiçbir zaman güvende olmayacağız.
savaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
savaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Nisan 2013 Pazartesi
3 Mart 2012 Cumartesi
Insanlar Satın Alınamasa Mesela ?
Gelelim fasulyenin faydalarına. Neden ütopya ? Biraz sonra yazacağım yazı gibi yüzlerce fikir kafamda dolaşıyor ama insanlara anlatsam gülerler. O kadar ayrıntılara kapılıyorum ve imkansız şeyler düşünüyorum ki bazen. Hukuk seçmemin bir nedeni de buydu. Ayrıntıların çok önemli olduğu ve anlattığım her ayrıntıyı dinlemek zorunda oldukları bir alan hukuk. Tam bana göre.Geçen Iron Man izliyoruz. İsminden dolayı çok ön yargılı yaklaştığım ama sonra çok beğendiğim bir film. Bir sahnesinde de Amerika'nın Irak'a girişinin anlatıldığı çok belli olan bir şey canlandırmışlar. Ama o çocukların, ailelerin hali o kadar kötüydü ki. Film Iron Man, duygusal falan değil, hatta kahraman demir adam gelip kurtaracak insanları belli bir şey. Ama bunların gerçekte olduğu ve o insanları kurtaracak bir kahramanın olmadığı aklıma gelince ağlamaya başlamaz mıyım !
Savaş. Hammadesi nedir ? Silah. İnsanlar bir arada yaşama fikrine insanlığın ilk zamanlarından beri neden bu kadar uzakmış ? Devlet kurumunun oluşmasıyla ilgili bir sürü teori öğrendim ama hiçbiri beni tatmin etmiyor. İnsanların bencillikleri, birlikte yaşama fikri, toplum sözleşmesi falan filan. İlk insanlar haliyle bilgisizdi tamam ama ya şimdikiler ? Evrensel bir toplum belki mümkün değil ama silahsızlanma neden olmasın ? Yani bütün silahları toplasalar, polislerin acil müdahale etmesi gereken bir durum olabilir, sadece polislerde silah olsa, askerlerde olmasa hatta asker denen kavrama gerek kalmasa... Çünkü silah yok, savaş yok ki askere gerek yok. Dolayısıyla kimse birbiriyle savaşamaz. Sapan kullanacak halleri yok ya. Mecburen susup oturacaklar. Hükümetler diğer ülkelerle nasıl savaşacaklarına, silahları nereden temin edeceklerine, kimle ittifak olmaları gerektiğine, savaş stratejilerine ve en ucuz kimden silah alacaklarına konsantre olmak yerine, asıl kuruluş amaçlarını yerine getirseler ? Yani devleti kuran kavram olan insanın yaşam şartlarını iyileştirmek için kullansalar beyinlerini, enerjilerini.
Bir düşünün. Devlet dediğiniz; insan tarafından, kendilerini iyi bir şekilde yönetsin diye kuruluyor. Kendinizi küçümsemeyin şu an bizim için her şeye karar veren insanlar yine biz istedik diye oradalar. Peki bu aynı insanlar, yani devlet dediğimiz kurumu oluşturan insanlar, hiç bize sormadan birbirlerine savaş ilan ediyorlar. İyi de onları o mevkiye kim getirdi ? Bütün o yetkilerle onları kim donattı ? Biz donattık. Halk egemenliği, demokrasi, cumhuriyet değil mi tüm olay. Al işte hepimiz eşit bir şekilde oyumuzu kullanarak kendimizi yönetmelerini istediğimiz kişileri kendi irademizle seçtik. Ya da seçemedik. Her neyse. Ee nerede yanlış yapıyoruz ? Devletlerin verdikleri kararlarla insanlar ölüyor sonra da biz bu ölen insanları medyadan görüp üzülmüyor muyuz ?
Üzülüyoruz. O zaman getirdiğim çözüme dönelim. Silahlar artık üretilmesin. Ama tamamen üretimden kaldırılamaz. O zaman katiller, hırsızlar nasıl yakalanacak ? Tamam güvenliğimizi sağlayacak kadarını bulunduralım. Ama küçük bir ayrıntıyı atlıyoruz. O silahlar yanlış ellere geçer. Satın alma yoluyla geçer. Kimse kullanmamız yasak demez. Çünkü silahların satın alınmasının önüne geçebilirsiniz, ama insanların satın alınmasına nasıl bir çözüm getireceksiniz ? İnsan doğuştan iğrenç bir yaratıktır. Leo Buscaglia'yı ne kadar sevsem de "insanları seviniz" derken daha ne kadar saf olabilirmiş diye sormadan da edemiyorum.
Yaratıldık, maymundan geldik, uzaylılar tarafından gönderildik...İnancınız ne olursa olsun biz sonuçta buradayız, yaşıyoruz. Ve insandan daha üstün bir canlı olmayan bir yerde yaşıyoruz. Ama kendi kendimizi ne hale getirdiğimize bakın. Özgürce doğup kendi kendimizi esir ettik.
Hep diyorum, insanoğlu tehlikeli, kendisi için bile.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












