staj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
staj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2012 Salı

Lafta Yaz Tatili

 
       Şu an bürodayım. Düşünün yani ne kadar boşum ki post yazabiliyorum. Üçüncü haftam olduğu halde sadece bir kere adliyeye göndermekten başka bir şey yaptırmadıkları için uyuz oldum hepsine. Ve asıl komik olan da şu ki; buraya geliyorum, boş boş oturuyorum, kendi çabamla öğrenmeye çalışıyorum, sürekli yapabileceğim bir iş var mı diye soruyorum, hiçbir bok yok. Sonra sevgilimle buluşmak için erken çıkmak istediğim gün bir toplantı peydah oluyor. Mesela kaç gündür çektiğim can sıkıntısı ve patronun ikinci kez tatile çıkmasını fırsat bilerek önümüzdeki iki gün için izin aldım. Çünkü yarın yakın arkadaş ve kuzenlerle Büyükada'ya gidip yüzeceğiz, diğer gün de sevgilimle buluşacağım. Buradaki vaktim o kadar boş geçiyor ki hiç çekinmeden izin alabiliyorum. Ama tam izin alırken " yarın icraya gidecektik." diyorlar. Banane dedim ya yeter artık, benim kadar iş isteyen ama iş verilmeyen biri olamaz. 7 saat boyunca öylece oturduğunuzu, ve bunun birkaç gün boyunca devam ettiğini düşünün, hatta üçüncü haftanın aynı şekilde geçtiğini düşünün. 


       Zaten evin inşaatı uzadı, haftasonuna kadar evimde kalamamaya devam yani. Evden çıkıp anneanneme çıkarken iki hafta sürmesini bekliyorduk, annem ona göre eşya ayır demişti. Ama tabi ben bir bavulu doldurmuştum, aklımı seveyim ! 4. haftanın içine giriyoruz. Tek eksiğim bikini. Malum yarın için. 2 hafta boyunca yüzme planım olmadığı için almamıştım, ama onu da kaynaklardan temin ederiz. Sizin tatiliniz nasıl geçiyor ?? Blogları okuyordum da çoğunuz evdesiniz sanırım. Hatta koyulan tatil resimlerinden gına gelmiş sanırım çünkü hepimizin içi gidiyor. :D Ama ne yapalım, bizim de gideceğimiz gün gelecek illa ki !!!


       O güne kadar hepinize sabır diliyorum. Evde oturuyorsanız da lütfen benim yerime de değerlendirin. Soğuk kahve yapın, uzatın bacakları, bir film açın ya da bir dergi, bir kitap alın elinize... Günlük yazın, liste yapın, hedefler koyun hem bu tatil için hem de önümüzdeki kış için. Ben her yaz ve her eylül ayında yapardım. Ama bu yaz sınavlar, ev inşaatı ve staj izin vermedi maalesef. Artık kısmet eylül listesine. :)




      Hepinize şu resimdeki tatlı tablo gibi bir tatil yaşamanızı diliyorum...

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Türk'ün Ter Kokusuyla ve Devlet Memurlarıyla Imtihanı

      Daha haftanın ilk günü olmasına rağmen benim için baya hareketli başladı. Aman boşver, boş boş oturmaktan iyidir. :) Önce Yenibosna'ya sonra da dönerken Bakırköy adliyesine gittim. Ama yorgunluktan öldümmm. Nasıl bir sıcak hava ! Dışarı çıkıyorum sanki etrafıma bir sürü elektrik sobası döşemişler. Eridim resmen buharlaştımmm.



     Ben klimalı halk otobüslerine alışmışken metrobüs gebertti beni. Giderken iyiydim, oturdum hatta. Ama dönerken kalabalıktı, ayaktaydım. Önümde de bir adam vardı. Adamın kolunu kaldırıp yukardan tutunmasıyla ben bayılmışım, gerisini hatırlamıyorum. Şaka tabi. Ama bayılsaydım da o kokuyu almasaydım yani. Ben hayatımda böyle bir koku duymadım. Yer değiştiriyorum ama fark etmiyor herkes aynı bok. Yaa dedim kaç günde bir duş alıyorlar, deodorant kullanma alışkanlığı da edinmemişler. İnanamıyorum gerçekten. İnsan kendi kokusundan rahatsız olur en başta ! Ama yok olmayınca olmuyor demek ki.
     Neyse gittim Yenibosna'ya. Dosyayı verdim ama bir sefer vekalet ücreti için tekrar odaya girdim, bir sefer de dosyanın bizde kalması gereken suretini almak için. Girdiğim odaya da normalde girmek yasak yani. Adam yeniyim diye anlayış gösterdi onu atlattım. Bakırköy'de de her şeyi hallettim ama bir dosyaya bakmam gerek.


     Girdim odaya, münasebetsiz mal kadının teki oturmuş, yüzüme bile bakmıyor, aşırı aşağılayıcı konuşuyor ve siz değil sen diye hitap ediyor. Ben sakin olmaya çalışıyorum, o arada yaşlı bir amca geldi, iki üç kere özür diledikten sonra "kızım bilgisayarlar geldi mi " dedi. Embesil kadın, amcaya öyle bir baktı ki "ne diyosun yaa ne bilgisayarı" dedi. Ya malll resmen mal. Ben çıkarken "Sizin birine siz diye hitap etmeniz için illa avukat ya da üstü olması gerek heralde!" dedim. Tam çıkıyordum cevap vermeye başladı. Neymiş bananeymiş, onun karakteri öyleymiş, benim için kendini mi değiştirecekmiş, nasıl bağırıyor ama. Ben de bağırdım. "Siz nerede çalıştığınızın farkında mısınız, adalet sarayı burası" dedim. "Bana sen diye hitap edemezsiniz" dedim. Yok işte bana bilgileri vermek zorunda değilmiş. "Bilgileri vermeyin ama karşınızdakine insan gibi davranın konuşmanın da bir üslubu var düzgün konuşmak zorundasınız. Biraz önce babanız yaşında bir insan size bir şey sordu ona davranışınızı da gördüm." dedim Bana demesin mi "Rahatsızsan avukat tut şikayet et." Neymiş ben avukat olacaksam bunlara alışmam lazımmış. Allah allah dedim sizin düzgün konuşmanız lazım asıl. "Benim sizinle harcıyacak vaktim yok, sadece uyardım." dedim çıktım. Ama sinirden gözlerim doldu, daha ilk adliyeye gidişimde olay çıktı yani embesil karı yüzünden. Neyse ki sakinleştim, döndüm büroya. Şu anda da eve geldim, yorgunluktan ölüyorumm.




     Okulum, canım okulum. Gidiyoruz, sımsıcak arkadaşlarımız karşılıyor, muhabbet ediyoruz, istersek derste uyuyoruz falan. Kantine yemek yemeye inip derse girmekten vazgeçiyoruz, ve hiç yorulmuyoruz. Allah'ım ne güzelmiş okul. Neyse ki bitmedi. :D Staj zormuş zor.

2 Temmuz 2012 Pazartesi

llk Is Günüm


     Evet arkadaşlar, ilk staj günümü atlatmış bulunuyorum. :)) Tüm avukatlar çok iyi, çok sıcaklardı. Üç kadın üç erkek var ama bugün iki kişi gelmemişti. Birini zaten tanıyorum, diğeriyle de artık yarın tanışacağım. Dün gece hiçbir heyecanım yoktu ama sabah uyandığım andan itibaren o kadar heyecanlandım kii. Büronun olduğu yeri de bir bilseniz... Aslında söylesem hepiniz bilirsiniz. :)) Çok eski, tarihi bir bina. Ben gittiğimde henüz avukatlar gelmemişti. 15 dk sonra geldiler. Bugün sadece fotokopi çektim ve notere gittim. Bütün gün meyvelerden tutun krakerlere bir şeyler ikram ediyorlar, boğazları hiç durmuyor, ki bu benim çok sevdiğim bir şeydir. :) Ve o kadar kibarlar ki beş kişinin arasında birine bile gıcık olmadım.
     Bugün eteğimin gazabına uğradım. İlk gündü, dışarı çıkacağımı da düşünmedim, bu kadar rüzgarlı olacağını da düşünmedim. Etek resmen bağımsızlığını ilan etti, nasıl tutacağımı şaşırdım. Sonra da bütün yolu eteğimi tutarak geçirdim. Neyse ki yakındı da çok yürümek zorunda kalmadım. Yolda öğlen yemeği olarak bir açma aldım, zaten ikram ettikleri de baya tok tuttu. Ben öğrenmeye gittiğimden öğle yemeği için falan para vermiyorlar. Benim tek istediğim iş bittikten sonra az da olsa para vermeleri. Elimden geldiğince çalışacağım. Çünkü Hayat'la tatile gitme planlarım için mükemmel olur. Şu an para biriktiriyorum.


     Çalıştığım büro ticaret ve icra davalarına bakıyor. Yani bana deseler bir alan seç asla o dosyalara bakmak zorunda kalma ama diğerlerinden sorumlusun, inanın ticaret derim. O kadar sıkıcı geliyor ki anlatamam. Orada o kadar dava dosyası var, aslında hepsini okuyabilirim, hiç de sıkılmam, ticaret olmasaydı tabi, ama işte bu büro ne boşanmaya, ne cezaya bakıyor. En azından onlar eğlenceli olurdu. Ama neyse bir ay dayanacağım artık. Hem hiç o dosyalara bakmadım demem, en azından denedim ama sıkıntıdan patladım okuyamadım bile diyebileceğim.
     Benim şimdi tek çekincem adliyeye göndermeleri. Dilekçe yazmak da dava açmak da teoride öğretildi güya ama pratik yapılmayınca bir işe yaramıyor işte unuttum bile şu an.


     Öyle yani canlarım. Avukatların meslekte robottan farksız olduğu düşüncem bugün değişti. Gayet normal konuşuyorlar, argo kullanıyorlar, müzik dinliyorlar falan. Ya da ben gençlere denk geldiğimden öyle. 40 yaş üstü kimse yok. İnşallah bundan sonrası da kolay geçer.


Öptüm çok.